Salesforce fiyatlandırması nasıl çalışır?

Salesforce’un maliyetini soran hemen herkes tek bir rakam bekliyor. Böyle bir rakam yok — ama nasıl hesaplandığı gayet net ve öğrenilebilir. Bu yazıda maliyetin hangi kalemlerden oluştuğunu, hangi kalemlerin sonradan sürpriz yarattığını ve bütçelerken hangi soruları sormanız gerektiğini anlatıyoruz.

Maliyet iki ayrı kalemden oluşur

İlk ayrım burada yapılmalı. Lisans bedeli Salesforce’a ödenir ve sistemi kullanma hakkını satın alırsınız. Uygulama bedeli ise danışmanlık firmasına ödenir; sistemin sizin süreçlerinize göre kurulmasının karşılığıdır.

Bu ikisini karıştırmak sık yapılan bir hata. Lisansı satın alıp sistemi açtığınızda elinizde boş bir çerçeve olur. İçini doldurmak ayrı bir iş ve ayrı bir bütçe kalemidir.

Lisans bedeli nasıl hesaplanır?

Salesforce lisansı kullanıcı başına ve aylık fiyatlanır, ancak faturalandırma genellikle yıllık peşin yapılır. Üç değişken toplam tutarı belirler.

1. Kaç kullanıcı olacak

Sisteme girecek herkes lisans gerektirir. Burada dikkat edilecek nokta şu: her kullanıcı aynı seviyede lisansa ihtiyaç duymaz. Sadece rapor izleyecek bir yönetici ile gün boyu fırsat kaydı açan bir satış temsilcisi farklı lisans tiplerine girebilir. Herkese en üst seviye lisans almak, en sık rastladığımız gereksiz maliyet kalemi.

2. Hangi bulutu kullanacaksınız

Sales Cloud, Service Cloud, Marketing Cloud gibi modüller ayrı ayrı lisanslanır. Satış ekibiniz Sales Cloud kullanırken destek ekibiniz Service Cloud kullanacaksa iki ayrı lisans söz konusudur. Bazı paketler ikisini birleştirir ve bu genelde ayrı ayrı almaktan daha uygun olur.

3. Hangi sürümü seçeceksiniz

Her bulutun farklı seviyeleri var ve seviye yükseldikçe hem fiyat hem yetenek artıyor. Alt seviyelerde otomasyon, onay süreçleri ve API erişimi kısıtlı olabiliyor. Bu kısıtlar önemli: alt seviye bir lisans alıp sonradan otomasyon kurmak isterseniz yükseltme yapmak zorunda kalırsınız.

Güncel liste fiyatları Salesforce’un kendi sitesinde yayımlanıyor ve dönemsel olarak değişiyor. Bu yüzden burada rakam vermek yerine yapıyı anlatmayı tercih ediyoruz — yapı değişmiyor, rakamlar değişiyor.

Sık gözden kaçan kalemler

Bütçe hazırlarken çoğu şirketin hesaba katmadığı başlıklar şunlar.

  • Ek depolama. Lisansla gelen veri ve dosya alanı sınırlı. Yoğun belge yükleyen şirketlerde ek depolama gerekebiliyor.
  • Sandbox ortamları. Geliştirme ve test için ayrı ortam gerekir. Temel bir sandbox lisansa dahil olabilir ama tam kopya ortamlar ek ücretlidir.
  • API çağrı limitleri. Entegrasyon yapacaksanız günlük API çağrı hakkınız var. Yoğun entegrasyonlarda bu limit yetmeyebilir.
  • Ek modüller. CPQ, saha servisi, gelişmiş raporlama gibi bileşenler çoğu zaman ayrı lisanslanır.
  • Yapay zeka kullanımı. Agentforce ve benzeri AI özellikleri kredi bazlı çalışır; kontrolsüz kurulan akışlar beklenmedik tüketim yaratabilir.
  • Yıllık artış. Sözleşme yenilemelerinde fiyat artışı olabilir. Çok yıllı anlaşmalarda artış oranını baştan konuşmakta fayda var.

Danışmanlık maliyeti neye göre değişir?

Uygulama tarafı genellikle adam-gün üzerinden hesaplanır. Toplam gün sayısını belirleyen ana etkenler şunlar.

  • Süreç karmaşıklığı. Üç aşamalı basit bir satış hattı ile çok kanallı, bayi ağı olan ve kademeli onay gerektiren bir yapı aynı emeği gerektirmez.
  • Entegrasyon sayısı. Her bağlanacak sistem ayrı bir iş kalemi. ERP’nin hazır API’si olup olmaması burada belirleyici.
  • Veri taşıma. Temiz bir Excel’den aktarım ile on yıllık dağınık bir veritabanından aktarım arasında ciddi fark var.
  • Özel geliştirme. Standart yapılandırmayla çözülemeyen ihtiyaçlar için kod yazılması gerekir.
  • Eğitim ve devreye alma. Kullanıcı sayısı ve rol çeşitliliği arttıkça bu kalem büyür.

Bu yüzden kapsam belgesi olmadan verilen fiyat güvenilir değildir. İlk görüşmede duyduğunuz rakam bir tahmindir; kapsam netleştikçe değişir. Sağlıklı olan, keşif aşamasının ardından yazılı bir kapsam ve buna bağlı bir bedel almaktır.

Bütçelerken sorulacak beş soru

  1. Gerçekten kaç kişinin sisteme girmesi gerekiyor ve bunların kaçı tam kullanıcı olmalı?
  2. İlk yıl hangi süreçleri taşıyacağız, hangileri ikinci yıla kalabilir?
  3. Hangi sistemlerle entegrasyon zorunlu, hangileri şimdilik manuel yürüyebilir?
  4. Kurulum sonrası sistemi kim yönetecek — içeriden biri mi, dışarıdan destek mi?
  5. İkinci yıl bütçesinde lisans yenileme ve bakım için ne kadar ayırıyoruz?

Son madde özellikle önemli. Salesforce tek seferlik bir yatırım değil, süregelen bir maliyet kalemidir. İlk yıl bütçesini karşılayıp ikinci yılı düşünmemek, sistemin yarım kalmasının en yaygın sebeplerinden biri.

Küçük başlamak neden daha ucuz?

Aynı anda üç bulut açıp bütün süreçleri taşımaya çalışan projeler hem daha pahalı hem daha riskli oluyor. Bunun sebebi sadece iş hacmi değil: ekip henüz sistemi tanımadan verilen kararlar çoğu zaman yanlış çıkıyor ve sonradan düzeltmek baştan yapmaktan pahalıya geliyor.

Tek bir süreçle başlayıp çalıştığını gördükten sonra genişletmek, toplam maliyeti düşürüyor. Ayrıca ilk aşamada alınan lisans sayısı da düşük tutulabiliyor; ekip büyüdükçe lisans eklemek her zaman mümkün.

Özetle

Salesforce maliyeti; kullanıcı sayısı, seçilen bulutlar, sürüm seviyesi ve uygulama kapsamının bileşiminden çıkar. Tek bir rakam yerine bu dört değişkeni netleştirmek, gerçekçi bir bütçe için yeterli. Gereğinden fazla lisans almamak ve ikinci yıl maliyetini baştan hesaba katmak, sonradan yaşanan sürprizlerin çoğunu önlüyor.

Kendi durumunuz için hangi lisans seviyesinin ve hangi kapsamın yeterli olacağını konuşmak isterseniz bize yazabilirsiniz. İlk değerlendirme görüşmesi ücretsiz.

Bu konuyu kendi sisteminiz üzerinden konuşalım

Yazıda anlatılanın sizin durumunuza nasıl uyarlanacağını 30 dakikalık bir görüşmede çıkarabiliriz. Ücretsiz ve bağlayıcı değil.

Vintera Tech sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin